Kendisini işine adamıştı; “Emekli olmak” ona göre değildi. Kâğıt üzerinde “emekli” olsa da “tekavüt” olmadı. Kendisine yapacak iş, hatta işler buldu. Zira memleketin yapılacak çok işi vardı. Gazete yazıları, televizyon programları, dernekler, vakıflar, konseyler, danışma kurulları, toplantılar, meclisler…