Geçen yıla oranla şampiyonluğa daha çok yakın
olduklarını ifade eden genç oyuncu ligin sonuna kadar kendilerine güvenmelerini
ve taraftarın desteğini istedi.
Genç oyuncu ile
yapılan keyifli röportajdan satır başları şöyle:
“ALTYAPIYA
GENÇLERBİRLİĞİ’NDE BAŞLADIM”
Aslen Kırşehirli’yim ama doğma – büyüme Ankaralıyım. İlkokul
4. Sınıfta okul takımında futbol oynamaya başladım. Ailem de beni sürekli
destekledi, okul ve eğitimimi aksatmadan spor ile ilgilenmemi sürekli teşvik
ettiler. Okul takımında oynarken Ankara’daki müsabakalarda Gençlerbirliği
Kulübü turnuvalarda beni izleyerek beğenmiş ve daha sonra kendi altyapısına
kazandırmak istedi. Ailemin de buna sıcak bakması sonucu Gençlerbirliği
altyapısına başlamış oldum.
“2010’DA PROFESYONEL
OLDUM”
2002’de Gençlerbirliği altyapısında başlayan futbol
serüvenim 2010’da profesyonelliğe attığım adımla süregeldi. Oradaki hocamız
Thomas Doll altyapı maçlarını izlerken beni Gençlerbirliği A takımı
antrenmanlarına almaya başladı. A takımda kupa maçlarında forma şansı bulmaya
başladım, aynı Boluspor’daki Burak kardeşim gibi. Daha sonra Ankara’da 1 sene Hacettepe
takımında kiralık olarak oynadım. Boluspor’a gelmemi sağlayan o zaman
Boluspor’un teknik direktörlüğünü yapan Özcan Bizati hocamız oldu.
“U21 MİLLİ TAKIMA
SEÇİLDİM”
Gençlerbirliği’nde 6-7 tane değişik hocayla çalıştım. A
takımında 4 sene kaldım, arada yarım sezon tekrar bir Hacettepe maceram
olmuştu. Süper Lig’de bir dönem oynadım, Şifo Mehmet hocamız bana çok şans
vermişti. Onun zamanında genç yaşımda Süper Lig’de bir 15 maç oynadım, orada
ismim duyulmaya başladı. Daha sonra U 21 Milli Takımı’na gittim. 4 maçlık bir
milli takım serüveni vardı U 21 Dünya Kupası maçlarına gidebilmek için. Daha
sonra bir sakatlık yaşadım ve Dünya Kupası’na gidemedim. Aşil ten donumdaki
sakatlık sebebiyle 3 aya yakın süre futboldan uzak kaldım.
“BOLUSPOR’A GELMEMİ ÖZCAN
BİZATİ HOCAM İSTEDİ”
Özcan Bizati hoca Denizlispor’dayken de beni istemişti,
Boluspor’da bu mümkün oldu. Onun isteğiyle Boluspor’da oynamaya başladım.
Burada Bolu’da daha fazla forma şansına sahip olabileceğimi düşünerek,
oynayabileceğimi hissederek Özcan hocanın isteğiyle, ayrıca o sıralar birçok
kulüpten teklif almama karşın Boluspor’u tercih ettim. Boluspor’da Özkan
Karabulut oynuyordu, Atabey gelmişti Boluspor’a ve Gençlerbirliği’nden Bolu’ya
gelen bu oyuncular hep Bolu için olumlu konuştular. Ben de burayı tercih ettim.
3 sene önce 2015’te önce kiralık geldim, o dönem Savaş Abak dönemiydi
Boluspor’da. Amacım Boluspor’da kiralık olarak gelip, burada başarılı olarak
bir üst lige gidebilmeyi hedeflemiştim. O sene takım olarak başarılı olamadık
fakat ben kendi adıma o sezon sürekli oynadım.
“ALTYAPIDAN
ÇIKTIĞIMIZ İÇİN ŞANSIMIZ OLDUĞUNU PEK DÜŞÜNMEDİK”
Sonra Gençlerbirliği’ne döndüm, başımızda İbrahim Üzülmez
vardı, beni kadroda tutmayı düşündü. Fakat biz orada altyapıdan çıktığımız için
şansımızın pek olduğunu düşünmüyorduk. Kendi takımının altyapısından çıkan bir
futbolcunun kadroda yer bulma şansı her zaman azdır. Ne yazık ki bu her takımda
vardır. Altyapıdan çıkan oyuncu hep bir adım geride kalır. Transferle gelen
oyuncu aynı performansta da olsa gelen oyuncu oynar. Onlardan her zaman daha
fazla çalışıp her açıdan onların önüne geçmeye çalışmak sadece antrenmanlar
olmuyor, maçlar oynamalısınız ve bu süreklilik gerektiren bir şeydir. Ben bu
zorlukları orada yaşadım.
“ÇOK TEKLİF VARDI
ANCAK BOLUSPOR’U İSTEDİM”
Bolu’da oynadığım zaman zarfında hem 1.lig’den hem de Süper
Lig’den teklifler oldu ama ben o dönemde Süper Lig için henüz hazır olmadığımı
düşünüyordum. Daha sonra Necip Başkan dönemiyle Boluspor’a transferim
gerçekleşti. Ben de ona seve seve geleceğimi ilettim. Gençlerbirliği de benim
Boluspor’a transfer olmama sıcak baktı, Süper Lig’den isteyen 1–2 kulüp
olmasına karşın benim Boluspor’da daha başarılı olabileceğim kanaatine vardılar
ve Boluspor’un futbolcusu oldum.
“GEÇEN SENE OLMADI
ANCAK BU SENE OLABİLİR”
Geçen sene aslında çıkabileceğimiz Süper Lig’e
yükselebileceğimiz bir takımımız vardı, şanssızlık mı diyelim bilmiyorum,
olmadı. Bu sene kadro bozulmadan takviyeler sezon başında yapılarak tekrar
güçlü bir kadro oluşturuldu. Gerçi sezon başında hiç beklenmeyen, istemediğimiz
sonuçlarla ilk 8 haftada 8 puan alarak kötü bir giriş yaptık. Bu sene daha
güçlü olmamıza rağmen sakatlıklar ve başarısızlıklar bizi çok zora soktu. O
kayıplar olmasaydı şu an lider durumdaydık, ilk 2 olabilirdik.
“FUTBOL OYNAMAYA
ÇALIŞAN TAKIMLARA KARŞI DAHA İYİ OYNUYORUZ”
Biz takım olarak yukarılarda oynayan takımlara karşı daha
iyi oynadığımızı düşünüyorum. Belki iki tane Ümraniye maçını kaybettik ama bir
bakıldığında hem İstanbul’daki maçta hem de burada tek kale oynamamıza karşın
şanssız bir şekilde tek golle lider olan takıma yenildik. Bunlar bizleri çok
üzdü. Motivasyon mu desem, belki bizler futbol oynamaya çalışan takımlara karşı
daha iyi oynuyoruz. Kapalı, top oynamayan takımlara karşı bazen bir reaksiyon
gösteremeyerek, onların oyununa uyarak kaybettiğimiz maçlar da oluyor.
Konsantrasyonumuzu kaybetmememiz gerekiyor. O bize pahalıya mal oluyor.
“EN KÖTÜ PLAY-OFF
OYNARIZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM”
Şu an baktığımızda, kendi adıma söyleyecek olursam tek
rakibimiz Rize diye düşünüyorum. Kadro açısından, vizyon açısından. Diğer
takımlarda da arkadaşlarımız var. Onlarla da maçlardan sonra konuştuğumuzda her
takımın bize söylediği, çok iyi bir kadromuz olduğunu, herkesin çekinerek bize
geldiğini, hep analizlerde Boluspor’un daha fazla yapıldığından bahsediyorlar.
Bu da şu demek oluyor ki diğer takımların bizi daha çok önemsediği ve 2 kat
motive olarak oynadıklarını gösteriyor. Bu sene biz en kötü play-off oynarız
diyorum ve play-off’ta daha şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Geçen sene Göztepe
ve Eskişehirspor gibi iki tane arkasında büyük bir şehrin olduğu kulüplerle
karşılaşmak biraz daha zordu her açıdan. Ancak bu sene play-off’a kaldığımız
takdirde en büyük favori Boluspor’dur diyorum. Bu sene şehir olarak daha fazla
istiyoruz ve buna inanıyoruz.
“KENDİ
TARAFTARLARIMIZDAN TEPKİ ALDIĞIMIZDA HER FUTBOLCU SIKINTI YAŞAR”
Her takım oyuncusu kendi taraftarından biraz tepki aldığı
zaman sıkıntı yaşar. Rakip taraftardan tepki aldığınızda ise tam tersi bu sizi
kamçılar. Kendi taraftarından tepki alan oyuncu müsabaka esnasında ne olursa
olsun etkileniyor. Oyunu düşüyor, konsantresi bozuluyor, etkileniyor çünkü.
Bizler iyi de olsa, kötü de olsa hepimiz bu forma ve Boluspor’un başarısı için
mücadele ediyoruz. O nedenle bizim desteklenmemiz performansımız açısından
önemli. Her futbolcu her zaman iyi gününde olmayabilir fakat seyirci şunda
haklı olabilir. İyi gününde olmayan bir futbolcu mücadele de etmiyorsa o zaman
başka. Mücadele edip başaramadığında o mücadelenin karşılığını seyirci zaten
destekleyerek veriyor. Tepkiler maçtan sonra olursa aslında daha iyi, çünkü maç
esnasında biz elimizden gelen mücadeleyi zaten yapıyoruz. Bazen istediğiniz
oyunu tutturabilirsiniz, bazen tutturamayabilirsiniz, taraftarımız bu bilinçle
hareket edip sürekli yanımızda olurlarsa daha başarılı oluruz.
“ŞAMPİYON OLMAYI
HERKESTEN ÇOK İSTİYORUZ”
Biz bu işten profesyonel olarak para kazanıyoruz ve
mesleğimiz bizim geleceğimiz için önemli. Ailelerimiz, yakınlarımız olsun
başarısız bir sonuçta en az bizler kadar üzülüyorlar. Bizler belki de
kaybedilen puanlarda herkesten daha fazla üzülüyoruz. Başarı geldikçe herkes
mutlu olur. Taraftar da, futbolcu da, teknik heyet de, yönetim de. Çünkü
başarıyla beraber herkesin geleceği de daha iyi olacaktır. Şehir kazanacak,
kulüp kazanacak, futbolcu kazanacak. Boluspor’un şampiyon olmasını hepimiz canı
gönülden istiyor. Bazen tek antrenmanla
takımımızı yalnız bırakmamak adına, bazen iğneyle sahaya çıktığımız oluyor.
Bunu yapmamızın nedeni sadece Boluspor’a bir şeyler verebilmek, başarılı
sonuçlar alabilmek.
“BEN KAPTAN OLARAK
SORUMLULUĞUMUN FARKINDAYIM”
Burası ilk geldiğim güne göre sürekli gelişme halinde.
Tesisler olsun, vizyon olsun, kadroya katılanlar olsun bu ligin en iyi
oyuncuları geliyor Bolu’ya. Ben de artık takımın bir kaptanı olarak
sorumluluğumun farkındayım. İlk geldiğim Yusuf’la şimdiki Yusuf bir değil.
Şimdi ben artık takımdan sorumluyum, kötü sonuçlar aldığımızda ilk tepkileri
biz alıyoruz. Santos, Özgür ve ben takım kaptanları olarak eleştirilenleriz, bu
normal. Burada kendimi o yönden de geliştirmeye çalışıyorum. Genç yaşta
kaptanlık almak, takımdan sorumlu olmak adına her şeyi düşünüyorum. Maç içinde
arkadaşlarımızı da uyarmak durumunda kalıyoruz. Futbol takım oyunu, bir kişi
kötü gününde olduğunda bazen takım olarak etkileniyorsunuz, o nedenle her
arkadaşa müsabaka içinde müdahalelerde bulunuyorsunuz. Biz taraftarımızdan her
zaman destek bekliyoruz. Hiçbir takım kolay lokma değil. Ligimiz değişik, Süper
Lig gibi değil. Her takım her takımı yenebiliyor. O nedenle hiçbir takımı küçük
görmeden, ciddiye alarak karşılaşmalara çıkıyoruz. Takım ayırma gibi bir olay
olamaz.
“AİLEM BOLU’YU ÇOK
SEVDİ”
Ailem Bolu’yu çok sevgi, Ankara’ya yakın olması ayrıca büyük
avantaj. Rahat gidip gelebiliyorsunuz. Sık sık görüşüp özlem
giderebiliyorsunuz. Şehrin içinde fazla sosyal açıdan yapılacak çok şey yok ama
Bolu’nun havası çok temiz, yeşillerle çevrili, doğal güzellikleri fazla olan
bir şehir. Buraya bayağı alıştım, Abant ve Gölcük’e gittiğimde bir de fotoğraf
atarsam arkadaşlarım soruyorlar, burası neresi böyle diye. Kartpostal gibi
görüntüler herkesin dikkatini çekiyor. Bolu’ya alıştım ve ikinci evim gibi
oldu.
“HEDEFİM SÜPER LİG’DE
OYNAMAK”
Hedefim Süper Lig’de oynamak, artık kendimi tam hazır
düşünüyorum. O ligde her şey farklı, statlar, astmosfer, her şey farklı. Ben
Bolu’ya gelirken hedef Süper Lig’di zaten. Başkanımız da bunu çok istiyor. Ben
de Boluspor’la çıkıp orada kalmak istiyorum. Henüz 24 yaşındayım, aslında zor
bir şey değil, kulübümüz buna hazır, yeni sahamız da yapılıyor. Kadromuz
kalitesiyle bunu da başaracak güçte. İlk hedefim Boluspor’la Süper Lig’e
çıkmak, orada daha fazla medya aracılığıyla göz önünde bulunuyorsunuz.
Başarılar geldikçe milli takımlara daha kolay ulaşabiliyorsunuz. Hayalimde
milli takımda oynamak var, ayrıca Türkiyemizin üç büyük takımından birinde
oynamayı arzu ediyorum.
Ben genelde haber okumuyorum, okumamaya dikkat ediyorum,
futbolcu en iyi cevabı sahada verir. Aslında benden beklentisi olanlar beni
eleştiriyorlar diye düşünenlerdenim. Eleştiri ve tepki gelince kimseyle söz
düellosuna girmeden sadece sahada daha fazla ne yapabilirim çalışmasına
yönelirim.
“ALTYAPIDAKİ
KARDEŞLERİMİZİN HAYALLERİ ÇOK FAZLADIR”
Altyapıdaki kardeşlerimizin hayalleri çok fazladır. Onun
zorluğunu çok yaşadım. Gençlerbirliği altyapısında yetişen bir futbolcu olarak
hepimizin hayalleri vardı ve halen oralarda olanların vardır. Sabah 8’de okula
gidip akşam 5’te antrenmana koşalım bir-iki saat orada antrenman yapıp
hocalarımızın gözüne girelim. Benim evim uzak olduğundan sabah 6’da kalkıp 9’da
okula 2-3 saat yol gidiyordum Ankara’da. 2’de okuldan çıkıp 5’te antrenman,
akşam 8-9’da eve dönüş. Az otobüslerde yorgunluktan uyuya kalıp eve geldiğimiz
olmamıştır. Rekabet ortamı, oyuncu fazlalığı ve onların içinden sivrilip bir
yerlere gelebilmek asla kolay değildir. Bu işte en önemli etken sabır ve
kendine inanma işi. Bir insan kendine inanıp yapabileceğine azmediyorsa,
kaytarmadan bunu yaparsa, bir tık ekstra çalışırsa mutlaka başarır. Buraya
gelirken beni ikinci alternatif olursun, forma şansı az bulursun demişlerdi,
hiçbir şekilde para filan konuşmadım, sadece sözleşme imzalanacağı zaman ne
yazıyorsanız yazın dedim ben oynamak istiyorum burada dedim. Çünkü oynadıkça ilerlersiniz,
tecrübe edinirsiniz. Sezon sonunda bunu ispatladığım için herhalde Boluspor’la
mukavele imzaladım. O nedenle altyapıdaki kardeşlerimizin ekstra çalışıp,
kendilerine inanarak, güvenerek bu işi meslek olarak görüp, küsmeden
çalışmaları lazım. İyi oynadıkları zaman forma gelmeyebilir, belki birkaç maç
çok iyi oynamalarına rağmen 3.maç oynamadıkları da olacak, hatta 4.maç hoca
bazen seni hiç görmezden gelecek. Bunlara hazırlıklı olmalılar, küsmemeliler,
beklentiler fazla olmamalı. Sabırla inararak ilerleyeceklerdir.
“FUTBOLCU OLMAK
İSTEYEN GENÇLERİN BEKLENTİLERİ FAZLA OLUR”
Futbolcu olmak isteyen genç oyuncularda özellikle beklenti
fazla olur. Bir – iki maç oynadıktan sonra, aslında ilk onlara sorulduğunda
“ben burada yavaş yavaş oynamaya başlayayım, antrenmanlara katılayım, bu benim
için yeterli” derler. Daha sonra oynamaya başladığı zaman, kadroya girip
oynatılmadığında “ya ben niye oynamıyorum?” demeye başlıyorlar. Oynadıktan
sonra biraz para bekliyorlar, para biriktiriyorlar, para biriktirdikten sonra
“ben niye transfer olmuyorum, yönetim izin vermiyor” oluyor. Ancak her şeyin
bir zamanı var, belirli bir sorumlulukları var, orada sabır etmiyorlar. İlk
başta ben de bu hatalara düştüm ancak Allah’a şükür bunları çabuk atlattım.
Bana büyüklerim söylediğinde iyi olarak algılamaz, herkes söylüyor bunları bana
diye yanlış düşünürdüm. Bunları örnek olsun diye anlatıyorum.
“ŞAMPİYONLUĞU
GÖĞÜSLEYECEĞİMİZE İNANIYORUZ”
Son maça kadar kimse karamsarlığa kapılmasın, ligin
tamamlanmasına daha çok haftalar var ve henüz hiçbir şey bitmedi. İnşallah
hepimiz şampiyonluk ipini göğüsleyeceğimize inanıyoruz. Taraftarlarımızdan daha
fazla destek istiyoruz. Lütfen bizlere eleştirilerini müsabaka anında değil,
maçtan sonra yapsınlar. Bizler onların eleştirilerinden dersler çıkararak
Boluspor’un hak ettiği yere gelebilmesi adına elimizden geleni yapacağız.





